Skandal!
Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 30-04-2009
0
DGM dosyasındaki belge: İngiltere Büyükelçisi ile AB yetkilisinin telefon konuşma kaydı bizim

DGM dosyasındaki belge: İngiltere Büyükelçisi ile AB yetkilisinin telefon konuşma kaydı bizim
Erdoğan, G-8 sonrası mesajlarını sıraladı: Kuzey Afrika-Ortadoğu bölgesi demokratikleşecek. Bölgeye karşı sorumluyuz. Ama dışarıdan dayatma yok. Her ülkenin farklılıkları gözetilecek
AA – SAVANNAH – BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan, ABD’nin ‘Büyük OrtadoÄŸu Projesi’nin (BOP) masaya yatırıldığı G-8 zirvesinde ortaya çıkan ‘Demokrasi ve Yardım DiyaloÄŸu’nun eÅŸbaÅŸkanlığına seçilen Türkiye’nin, OrtadoÄŸu’nun demokratikleÅŸmesi ve refaha kavuÅŸmasında önemli görevleri olduÄŸunu dile getirdi. ErdoÄŸan, önceki gün Sea Island’daki zirvenin ardından Savannah’ta düzenlediÄŸi basın toplantısında ve daha sonra Boston’a giderken uçakta, G-8′den Irak’a ve Kıbrıs’tan OrtadoÄŸu’ya deÄŸin birçok konuda hükümetin görüşlerini aktardı:
TÜRKİYE’NİN BOP’A KATKISI: İslam dünyası ile AB arasında bir baÄŸ kurmaya çalışacağız. OrtadoÄŸu’da barış, istikrar ve modernlik ortamı yaratmak istiyoruz. Ortaklık Deklarasyonu, Kuzey Afrika’dan OrtadoÄŸu’yu içine alan bölge için demokratikleÅŸme sürecini baÅŸlatacak. Zirve, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, adalet gibi deÄŸerlere çok önem vermektedir. Bölgeden gelen reaksiyonlar bu deÄŸerlerin herkes tarafından paylaşıldığını gösteriyor. OrtadoÄŸu insanları, uygarlığın öncüleridir.
G-8′in deklarasyonunda ‘DeÄŸiÅŸim dışardan empoze edilmemelidir’ ilkesi yer aldı. Bunun sonuna kadar baÅŸarıyla götürülmesi ve her ülkenin farklılıklarının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Global barışa ve refaha çok önem veren bölgedeki insanlar geliÅŸmiÅŸ ülkelerce desteklenmelidir. Bizim burada sorumluluklarımız vardır. Öncelikle demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü ve bu ülkelerin ekonomik kalkınması desteklenecek. Fakirlik, yoksulluk dönemi sona ermeli ve terörün kökleri durdurulmalı.
ÅžARON’A ELEÅžTİRİ: Hedefimiz İsrail deÄŸil. İsrail ile olan iliÅŸkilerimiz gerçekten iyi ve böyle de devam edecek. Ama Gazze’yi boÅŸaltacağız derken diÄŸer yandan barış isteyenlere bombalar atacaksınız. Burada samimiyet göremiyoruz. Burada Suriye’ye de bombalar gönderildi. Barışı ve tüm bombaları bölgeden uzaklaÅŸtırmak istiyorsak, o zaman helikopterler insanları öldürmeyecek. Her ÅŸey barış içinde olmalı, Türkiye üzerine düşeni yapacaktır. Sorunun çözülebilmesi için ABD’nin de bu hassasiyeti göstermesi gerekli. Türkiye’deki Yahudi vatandaÅŸlar, tutumumuzu iyi biliyor ve yaÅŸam koÅŸulları oldukça iyi. Bu konularda ABD’deki Yahudi lobisiyle de görüşmelerimiz oldu. Yahudi düşmanlığına karşıyız.
BM’NİN IRAK KARARI: Demokrasiye geçiÅŸte rol oynayacak Irak’taki hükümetin desteÄŸe ihtiyacı var. Onlara ne yapabileceklerini göstermeleri için ÅŸans verilmeli. Umuyoruz ki Irak kısa zamanda halkıyla bütünleÅŸir. Oradaki mevcut terör de bir an önce Irak’tan çıkar. Koalisyon güçleri idareyi en kısa zamanda geçici hükümete bırakmalı ve Irak da kendi geleceÄŸini kendisi inÅŸa etmelidir.
NATO’NUN IRAK’TA GÖREV ALMASI: Åžimdilik bir karar almak durumunda deÄŸiliz. Öncelikle Irak hükümeti ve Irak halkının bu konularda beklentileri var. Bizim üzerinde durduÄŸumuz konsept ise BM’nin oradaki insani yardım konusundaki rolüdür. İnsani yardım, siyasi ve ekonomik çabalara baÄŸlıdır.
TERÖR: Terörün kaynağı yoksulluk. Ama yoksulluğu terör için kullanan güçlü çevreler var. İnanıyorum ki dayanışma teröre de çok ciddi bir engel olacaktır.
KIBRIS: Kıbrıs’ta yaÅŸananlar tarihe kayıt düştü. Güneyin ‘Hayır’ kuzeyin ‘Evet’ demesiyle, masadan kaçmakla suçlanan Türkiye’nin bu defa kaçmadığı ortaya çıktı. Bir arada yaÅŸamayı isteyenin Türk tarafı olduÄŸu, istemeyenin ise güney olduÄŸu tescil edildi. Bu, bir kırılma noktasıdır. George Bush, Türkiye’nin üzerine düşeni yaptığını ve ABD’nin desteÄŸinin süreceÄŸini dile getirdi.
AA – SEA ISLAND – OrtadoÄŸu ve Kuzey Afrika’ya odaklı G-8 zirvesinin gözde konularından biri Türkiye, gözbebeklerinden biri de BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan oldu. ErdoÄŸan, önceki günkü çalışma yemeÄŸinde gerek dünya barışına dair yaptığı konuÅŸma gerekse Türkiye’nin reform çalışmaları nedeniyle bolca övgü aldı. Liderler ErdoÄŸan’ın konuÅŸmasını çok beÄŸenip tebrik ederken, ABD BaÅŸkanı George Bush’un da daha sonra aile fotoÄŸrafı çekimine giderken BaÅŸbakan’ın yanına yaklaşıp, ‘You are a great man’ (Büyük adamsın) dediÄŸi öğrenildi. ErdoÄŸan da Amerikan liderinden Kıbrıs konusunda desteÄŸini isteyip, "Biz üzerimize düşeni yaptık, artık sıra sizde" dedi. İki liderin bu konuyu ay sonunda İstanbul’da yapılacak NATO zirvesinde etraflıca ele alacakları belirtildi.
G-8′in ‘OrtadoÄŸu ve Kuzey Afrika GiriÅŸimi’ bildirisinde hem dışarıdan dayatma olmaması hem de reformların bekletilmemesi benimsendi. GiriÅŸimin hayata geçirilmesinde Türkiye’ye kilit rol biçildi
SEA ISLAND – ABD’nin İslam ülkelerine dair vizyonunu ÅŸekillendiren ve Türkiye’ye de rol biçen Büyük OrtadoÄŸu Projesi (BOP), G-8 zirvesinde bölge ülkelerinden kabul görmesine yönelik deÄŸiÅŸiklikler geçirdi. OrtadoÄŸu’da gerçek bir deÄŸiÅŸim için Filistin-İsrail sorununun halledilmesini ÅŸart koÅŸanlara daha önce ‘Bahane arıyorlar’ diye karşılık veren ABD yönetimi, G-8 zirvesinde karşı görüşe biraz olsun ödün verdi.
BOP’un dönüşmüş hali olan ‘OrtadoÄŸu ve Kuzey Afrika GiriÅŸimi’ ile ilgili sonuç bildirisinde, OrtadoÄŸu’daki çatışmaların sona erdirilmesinin öncelikli olduÄŸu ancak bunun reformlardan kaçmanın bir bahanesi olamayacağı vurgulandı. Bildiride, "Reforma verdiÄŸimiz destek, Arap-İsrail anlaÅŸmazlığının BM kararları temelinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir ÅŸekilde çözülmesine verdiÄŸimiz destekle el ele gidecektir" ifadesi yer aldı. Bildirinin dikkat çeken bir noktası da, OrtadoÄŸu’da barış planına iÅŸlerlik kazandırmak amacıyla, Rusya, ABD, AB ve BM’den oluÅŸan Dörtler’in bu ay toplanmaya çaÄŸrılması oldu. Bildiride, "G8, yol haritasını krizin çözüme kavuÅŸturulması için bir vasıta olarak görmektedir " ifadesi yer aldı.
FIRST LADY’LER BULUÅžTU: G-8 zirvesine katılan liderler eÅŸlerini evde bırakmadı. First Lady Laura Bush, lider eÅŸlerine verdiÄŸi öğle yemeÄŸi öncesi Emine ErdoÄŸan’la 15 dakika görüştü. Emine hanım, Laura Bush’a Beypazarı’nda yapılan gümüş bir çanta armaÄŸan ederken, First Lady bu çantayı hemen omzuna taktı.
CHIRAC CHEESEBURGER’İ BEÄžENDİ: Dünyanın en zengin mutfaklarından birine sahip Fransa’nın cumhurbaÅŸkanı Jacques Chirac, Amerikan mutfağını, özellikle önceki akÅŸam yediÄŸi ‘cheeseburger’i beÄŸendi. Chirac, "En azından mutfak konusunda bir anlaÅŸma zemini bulduÄŸumuzu söyleyebilirim" diye konuÅŸtu. Gülerek konuÅŸan Chirac, "Bush’tan ÅŸef garsona teÅŸekkürlerimi iletmesini rica ettim" dedi.
ÇARPIÅžAN ARABALAR GİBİ: Liderler zirvede elektrikli golf arabalarıyla bol bol tur attı. Her heyete kendi ulusal renklerine boyalı iki araba verildi. Sea Island’da Schröderin aracı devirecek ÅŸekilde hızlı kullandığı, Blair’in ise ayaÄŸa kalkıp sürmeyi tercih ettiÄŸi anlatılıyor. Aile fotoÄŸraf çekimi sonrası trafik sıkışınca Bush, Irak Devlet BaÅŸkanı Yaver’i Amerikan bayraklı arabasına aldı ve "Dikkatli ol, ÅŸoför benim!" esprisini yaptı.
BAÄžDAT – Irak’ta, iÅŸgal güçleri ile çalıştıkları gerekçesiyle, direnişçilerin rehin alma eylemlerinin hedefi haline gelen Türklerden dördünün daha görüntüleri yayımlanırken, işçilerin baÄŸlı bulunduÄŸu Serka ÅŸirketi, Felluce’deki kontratlarını iptal etmeye hazırlanıyor.
Salı günü kaçırılan yedi Türkten üçünün görüntülerini yayımlayan APTN’nin ele geçirdiÄŸi yeni görüntülerde dört direnişçi, ellerinde pasaportlarıyla çömelmiÅŸ durumdaki dört Türkün arkasında görülüyor. Tarkan ArıkoÄŸlu, Ali Nuri Cesur, Erdal Belgin ve Özhan KarataÅŸ’ın, merkezi Adana’da bulunan inÅŸaat ÅŸirketi Serka için çalıştığı bildirildi. Maskeli direnişçilerden biri, "Türkler, iÅŸgal güçleri için çalıştıkları gerekçesiyle kaçırıldı" diyerek, "Müslüman Türk halkını Türk ÅŸirketlerine, çalışanlarını Irak’tan çekmesi için baskı yapmaya çağırıyoruz" dedi.
AFP – BAÄžDAT – BM tarafından onaylanan Irak’ta yetki devriyle ilgili karar tasarısından memnun olmayan ve hükümetten çekilme tehdidi savuran Kürtler, bu söylemlerini eyleme geçirme yolunda adımlar atıyor. Celal Talabani liderliÄŸindeki Kürdistan Yurtsever BirliÄŸi’nin (KYB) Irak’ın kuzeyinde kurduÄŸu bölgesel hükümette de bakanlık görevi bulunan baÅŸbakan yardımcısı Berham Salih’in, yeni yönetimde Kürtlerin konumlarına uygun makamlar verilinceye kadar baÅŸbakan yardımcılığını kabul etmeyeceÄŸini söyledikten sonra BaÅŸbakan Allavi ile tartışarak, BaÄŸdat’tan ayrıldığı bildirildi.
Adını açıklamayan bir Kürt yetkili, Salih’in Allavi’ye, ‘Yasal sınırları tanımlanmamış ve Kürt halkının beklentilerini temsil etmeyen ulusal güvenlikten sorumlu baÅŸbakan yardımcılığı görevini kabul etmeyeceÄŸim’ dediÄŸini söyledi. Allavi ve Salih arasında yaÅŸanan tartışmanın ardından, Salih’in Süleymaniye’ye döndüğü bildiriliyor. Tehditkâr tutum takınan Kürt liderlerden Talabani ise, tasarının onaylanması ardından ihtiyatlı bir memnuniyet içine girdi. Talabani yaptığı açıklamada, "Güvenlik Konseyi’nin, federalizmi dile getirmesinden dolayı mutluyuz. Ancak Kürt halkının isminin geçmemesinden üzüntü duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
‘KADDAFİ PRENS ABDULLAH İÇİN SUİKAST EMRİ VERDİ’: New York Times gazetesi, Libya lideri Kaddafi’nin, Suudi veliaht prensi Abdullah’a suikast emri verdiÄŸini öne sürdü. Gazete, haberini, ABD’de tutuklu bulunan Abdurrahman Almudi ile Suudi gözetimindeki Libya istihbarat görevlisi albay Muhammed İsmail’in ifadelerine dayandırdı. Almudi, geçen yıl iki kez suikast planını tartışmak için Kaddafi ile görüşmüş. Haberde, Libya liderinin Almudi’ye, aÄŸustostaki görüşmede "Neden hâlâ Suudi kraliyet ailesinde uçan kafalar görmüyorum" diye sorduÄŸu belirtiliyor. Libya istihbaratından albay İsmail ise, suikastın operasyon ÅŸefi olarak görevlendirilmiÅŸ. Ancak Libya yönetimi gazetenin bu haberini daha sonra yalanladı.
‘SADDAM’A DA İŞKENCE YAPILIYOR’: Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in ailesi tarafından tutulan avukatı Muhammed RaÅŸdan, Saddam’ın iskenceye maruz kaldığını öne sürdü. RaÅŸdan’ın aktardığı Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin 21 Ocak tarihli raporuna göre ‘Saddam Hüseyin’in ruh saÄŸlığı iyi, ancak vücudunda hafif yaralar var’. Bu raporun iÅŸkenceyi kanıtladığını söyleyen avukat RaÅŸdan’ın devrik liderle görüşmesi yasak. Saddam Hüseyin, 13 Aralık’ta yakalanışından bu yana açıklanmayan bir yerde tutuluyor.
IMF Avrupa Direktörü Deppler, Türkiye’nin orta vadede olumlu bir yola girdiÄŸini belirtti. Deppler güçlü politikaların devam etmesi halinde IMF’nin mali desteÄŸine ihtiyacı olmayacağını açıkladı
IMF’yle iliÅŸkiler ve bu konuda basına yansıyan deÄŸerlendirmeler kafa karıştırmaktan öteye gidemiyor. Niyet, her ne kadar kaynak sorununu çözmek ve iyimserliÄŸi güçlendirmek olsa da bu süreçte ortaya çıkan büyük çeliÅŸkiler dikkat çekiyor. Kolay çözüm ustaları herkesi aptal yerine koymaya çalışırken zor duruma düşüyor.
Evet ciddi bir kaynak sorunumuz var ve IMF’yle anlaÅŸmadan bu ihtiyacı karşılamanın baÅŸka bir yolu yok gibi görünüyor. Hem söz konusu kuruma olan borçları yeniden yapılandırarak daha ileri tarihlere kaydırmak, hem de mümkünse ek kaynak imkânı yaratmak, içinde bulunduÄŸumuz koÅŸullarda özel bir önem taşıyor. Orta vadede olumsuz seyredeceÄŸi tahmin edilen uluslararası piyasa koÅŸulları nedeniyle Hazine’nin dış borç giriÅŸiminde bulunamıyor olması bu sonuçta etkili oluyor. İhtiyacın karşılanabilmesi için stand-by türü ciddi bir anlaÅŸma gereÄŸi etkisini hissettiriyor.
Büyük boyutlu kaynak ihtiyacı yanı sıra, faiz dışı fazla hedefinin aşağı çekilmesi yönündeki önermeler de dikkat çekiyor. Tek başına düşünüldüğünde mantıklı gibi görünüyor. Küresel düzeyde faizlerin yükseleceği, sermaye hareketlerinin daralacağı, uluslararası ticaret hacminin gerileyip eksik rekabet koşullarının güçleneceği bir ortamda, yüksek oranlı büyüme pek olası değil. Hal böyle olunca yüzde 6.5 gibi iddialı faiz dışı fazla hedefinin yakalanması da pek mümkün görünmüyor. Öyleyse gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hedef yerine daha düşük bir faiz dışı fazla önerisi pek itici görünmüyor.
Tek başlarına oldukça makul gibi görünen bu öneriler bir araya geldiğinde ortalık karışıyor, çelişkiler sırıtmaya başlıyor. Kamu borç yükündeki ağırlaşmanın nasıl aşılacağı sorusu havada kalmaya başlayınca söz konusu ekonomik programın nihai hedefleri anlamını yitiriyor. Bir yandan borçlanma ihtiyacı karşılansa bile, dışarıda ve içeride artması beklenen reel faizler nedeniyle maliyet yükselecek. Diğer yandan büyüme konusundaki olumsuzluklar sebebiyle daha düşük faiz dışı fazla hedefi benimsenecek. Sonuçta borç yükü olarak tanımladığımız kamu borcunun gayrisafi milli hasılaya oranı doğal olarak yükselecek. Borç yükü ağırlaştıkça hiçbir şey olmayacak, her şey yolunda gidecek!..
Bu önerileri yapanlar, ya mevcut ekonomik programı hiç anlamamışlar ya da herkesi enayi yerine koymak dışında bir seçenekleri kalmamış. Şimdi bu kolay çözüm meraklılarına sormak gerekiyor: Borç yükü ağırlaştıkça faizler ve döviz kurunun yükselmesi nasıl önlenecek? İç ve dış borç senetlerinin değer kaybı yanı sıra bilançolardaki tahribat nasıl önlenecek? Bu süreçte kim yatırım yapacak, kaybetmek için risk alacak?
Kaçınılmaz olan gerçekleşiyor, imkânsızda ısrar edenler er geç, zor duruma düşüyor. Ya daha yüksek faiz dışı fazlanın mümkün olduğunu iddia etmek ya da bu programın sorunları çözemeyecek kadar yetersiz olduğunu kabul etmek dışında bir alternatif kalmayınca, çelişkili önermelerle günü kurtarmaya çalışıyorlar.
Yalan rüzgârı, bundan sonra daha ÅŸiddetli esecek gibi görünüyor…