» 2009 » Mayıs

Dış basın: Karar AB yolunda önemli adım

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 30-05-2009

0

RADİKAL – LONDRA/BERLİN – Avrupa ve Amerikan basını, eski DEP’liler hakkında verilen tahliye kararının Türkiye’yi ABD’ye yaklaÅŸtırdığı yorumunu yaptı.

The Daily Telegraph, The Guardian ve Berliner Zeitung gazeteleri, tahliyenin TRT’de ilk Kürtçe yayın ile Öcalan’ın davasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülmeye baÅŸladığı güne denk geldiÄŸine dikkati çekti. The Daily Telegraph, kararın ‘Türkiye’nin aralık ayında gün almasını kesinleÅŸtirmeye yönelik olduÄŸunu’ kaydederken, The Guardian, haberi, "Nobel Barış Ödülü adayı Leyla Zana ve üç arkadaşı beklenmedik bir ÅŸekilde Türkiye’nin AB’ye üyelik çabasını desteklemek amacıyla serbest bırakıldı" diye duyurdu. Financial Times’ın haberinde ise, "Kürt eylemcilerin serbest bırakılması, Türkiye’yi AB ile üyelik müzakerelerin baÅŸlamasına bir adım daha yaklaÅŸtırdı" denildi.

Düşe kalka demokrasi

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 29-05-2009

0

Türkiye’de ‘normal ÅŸeyler’ de oluyor! Ancak normalleÅŸme o kadar zaman alıyor ki, gerçekleÅŸince normal deÄŸil olaÄŸandışı, olaÄŸanüstü sayılıyor. BaÅŸka bir deyiÅŸle evrensel ‘asgari’ler, olup çıkıyor bizde toplumsal

‘azami’ler…

ÖrneÄŸin TBMM’de Kürtçe yemin ettiÄŸinden beri 10 yıl hapis yatan Leyla Zana, (nihayet) serbest bırakıldığında çok seviniyoruz. Çoktan olması gereken epeyce gecikmeyle olunca, olaÄŸanüstü iyi, olaÄŸandışı güzel buluyoruz. Ama zaten, Leyla Zana ve kaderdaÅŸlarının da TBMM kürsüsüne Kürtçe BİR yemin etmek için deÄŸil, MİLYONLARCA Kürt’ün hakkını savunmak ve sorunlarını çözmek için çıktıklarını anlamaları ve: ‘Türklerin ve

Kürtlerin ortak coÄŸrafyası bu ülkeden’ normal söz edebilmeleri için 10 yıl gerekiyor!

10 yıl önce, Leyla Zana ve meslektaşlarıyla aynı kafa çizgisindeki

İspanyol Bask ayrılıkçısı Herri Batasuna partisinden üç temsilcinin, hemen aynı tarihte, seçildikleri ulusal parlamento kürsüsünden İspanyolca değil Baskça yemin ettikleri için yalnızca milletvekillikleri düşüyor.

Oysa Leyla Zana ve DEP’liler, o kadar uzun zamandır hapiste yatıyorlar ki, bizler (en azından ben) kendilerine yöneltilen suçlardan hangisi için hapis yattıklarını unutuyor, salt yemin faslını anımsıyoruz. Ama zaten Leyla Zana ve DEP milletvekilleri de, 10 yıl önce düşünmeleri ve konuÅŸmaları gerektiÄŸi gibi düşünüp konuÅŸmayı, 10 yılda öğreniyorlar!

Bu arada, yaptıkları bir yanlışa karşı uğradıkları haksızlık ve işledikleri

suça karşı çektikleri orantısız cezanın yol açtığı adaletsizlik, Türkiye’ye karşı yalnız Kürtçe bir yemin deÄŸil, 10 yıl süreyle

72 dilden muhalif bir yayına mal oluyor. Leyla Zana ve arkadaÅŸlarının da 10 yıllık yaÅŸamına…

Ve bu 10 yılda Kürtlere demokratik kimlik ve kültürel haklarını tanımamakta direnen, bu direncin beslediÄŸi bir savaÅŸta on binlerce ÅŸehit, yüz binlerce vücut ve kafa gazisi veren Türkiye, 10 yıl önce maliyeti çok daha düşük olacak bir kararı, nihayet alıyor. Olması gereken demokratik yapıya, 10 yıl gecikmeyle kavuÅŸuyor. Ve tabii ki AB’nin zoruyla. Öyle kendiliÄŸinden falan deÄŸil.

Ama bu sırada Türkiye’de, tıpkı 10 yıl önceki gibi günde iki kez elektrikler kesiliyor. Tıpkı 10 yıl önceki gibi, hastaneler duruyor, saÄŸlık ocaklarındaki aşılar bozuluyor. Çocuklara bozuk aşılar yapılıyor, 10 yıl önceki gibi. Acaba TÜPRAÅž özelleÅŸtirilemediÄŸi için midir, yoksa ‘kesintisiz elektrik hakkı’ Kopenhag Kriterleri arasında sayılmadığı için mi?

Ama bu sırada yeryüzünün kuÅŸ uçmaz kervan geçmez bir ucundaki Savannah’ta da G-8 zirvesi yapılıyor. Dünyanın tepesindeki G Sekiz, eteklerindeki Äž Altızı da toplantıya çağırıyor. Sert geliÅŸmiÅŸ sekiz lidere uçaktan iniÅŸlerinde kırmızı halılar serilir, marÅŸlar çalınırken; yumuÅŸak geliÅŸmiÅŸ altızlar betonda yürütülüp bandosuz mızıkasız karşılanıyorlar. Ne tesadüf,

Äž altızların tamamı, MÜSLÜMAN ülke liderleri. Ne tesadüf, G sekizlerin ikisi putperest, diÄŸerleri Hıristiyan… Ne tuhaftır ki zirvenin Äž-6 konuÄŸu arasında yer alan Türk BaÅŸbakan, kaderdaÅŸları beÅŸlinin gölgesine bile sahip olamadığı ‘laik demokrasi’ (yemek) tarifi vermek için çaÄŸrılıyor, G-8 toplantısına, yan kapıdan. Kaderin cilvesine bakınız ki, Türk BaÅŸbakan’ın yardımcısı ve DışiÅŸleri Bakanı Abdullah Gül ise, daha iki hafta önce, Türkiye’nin Irak’a dair hazırladığı metinde CHP’nin ‘Irak’ta laik demokrasi’ önerisinin yer almasına ‘Irak anayasasında laiklik yer almıyor’ gerekçesiyle karşı çıkmış; ‘Ama laiklik olmadan demokrasi olabileceÄŸine inanıyor musunuz?’ sorusuna, ‘Olur, inanıyorum’ yanıtını vermiÅŸ bulunuyor.

Nah olur.

Ama laiklik olmadan demokrasi olamayacağının anlaşılması için, Türkiye’nin buna da bir 10 YIL harcaması gerekiyor iÅŸte.

Düşe kalka, çarpa dura, seke tökezleye, vura vurula öğrenmeye ne diyorlardı? Kültürsüzlük mü dediniz? Yetersizlik mi, köylülük mü, hamlık mı, ne?

Ne istediniz o iki çocuktan?

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 28-05-2009

0

Perihan Mağden ile Orhan Pamuk arasında böylesine bir şakalaşmayı havsalam almaz. Gazetede başlığı görünce, önce hayret ettim («Orhan çocuk yapalım mı?»); haberi okudum, dehşete kapıldım.

Amerika’da yeni modaymış bu. Zeki ve baÅŸarılı kimseler, yeteneklerini veya genetik özelliklerini (artık her neleriniyse, kestiremiyorum) bir araya getirerek, insanlığa «bir nevi» hizmette bulunmak için el (!) birliÄŸiyle çocuk yapıyorlarmış.

Anlaşıp evlenerek, birbirini arzu ettikleri için cinsel ilişkiye girerek değil. Üstün niteliklerini harmanlayarak, dünyaya, ülkelerin ve insanların kaderini değiştirecek potansiyelde («Performansta» demeyi akıl edememiş haberi yazan, halbuki bu da pek moda bir deyiştir) çocuklar getirmeyi düşündükleri için yapmaktaymışlar bunu. Yani cinsel değil sosyal bir faaliyet olarak.

«Global» ön bilgiden sonra haberin yazarı «yerel» bir hadiseye geçiyor. Cihangir’deki Symra Cafe’de Perihan MaÄŸden, arkadaÅŸlarıyla buluÅŸmuÅŸ ve onlara:

– Orhan Pamuk’a, sen zeki bir adamsın, ben de öyle, dedim demiÅŸ; zeki erkek ile kadın bir araya geliyor ve çocuk sahibi oluyor. Biz de Orhan’la, bu yöntemle çocuk yapmaya karar verdik.

Bu haberi (?) yazmadan, Perihan MaÄŸden’e sormuÅŸlar:

– Bunlar komikten de öte. Hem Orhan’ın hem de benim zaten zeki çocuklarımız var, demiÅŸ (Hürriyet-Kelebek, 10 haziran).

*

Hayret, dehÅŸet derken… gelelim haberin, asıl tepemi attıran son cümlesine: «Orhan Pamuk’un Rüya (13), Perihan MaÄŸden’in Melek (10) adında birer kızı var. (YaÅŸlarını yazmayı da ihmal etmemiÅŸler.)

Orhan ile Perihan benim dostlarım; değer verdiğim, sevdiğim yazarlar. Kendileri versin cevabını deyip geçiştirebilirdim.

Ama ondan ötesi var benim için: Rüya ile Melek benim de sevgili çocuklarım; daha doÄŸrusu torunlarım. Dün sabah okula gittiklerinde, Hürriyet’in Kelebek’ini görmüş arkadaÅŸları omuzlarına dokunup:

– Gözün aydın, bir kardeÅŸin olacakmış! Hem de süpermen bir kardeÅŸ… Seni kutlarız, dememiÅŸler midir dersiniz?

Bütün saçmalığını, saygısızlığını, sevimsizliğini bir tarafa bırakın; bu haberle çocuklara çektireceğiniz acının karşılığında ne kazandığınızı söyleyebilir misiniz bana?

– Bir aferin diyen mi olacak?

Hapishaneler bir yandan boÅŸalırken…

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 27-05-2009

0

Türkiye’nin ne kadar deÄŸiÅŸtiÄŸine bir kanıt daha: Dün yeni Basın Kanunu Meclis’te kabul edildi ve haberi gazetelerin çoÄŸunun birinci sayfasına bile giremedi.

Oysa bir zamanlar manÅŸetlerde Basın Kanunu’ndaki deÄŸiÅŸikliklerle ilgili haberlerden geçilmezdi. Demek ki, Basın Kanunu konusu görece önemsizleÅŸmiÅŸ, gündemden düşmüş.

Bunun iyi yanları da var, kötü yanları da: İyi yanı, devlet ile basın arasındaki ilişkilerin demokratik düzen için normal sayılan bir düzleme oturmaya başladığını gösteriyor. Bunda son 15 yıl içinde Avrupa normlarına uymak amacıyla yapılan değişikliklerin büyük rolü var.

Son yasa da bu uyum çabasının son halkası olarak görülüyor ve basın kuruluşlarından geçer not alıyor.

1950′li, 70′li, 80′li yılların tersine, Türkiye’de basının sorunlarının ana kaynağı artık devlet deÄŸil, kendisi. Sahiplik yapısı, aşırı rekabet ortamında azan etik ihlalleri, çıkar çatışmaları…

Kötü yanı ise her şeyin güllük gülistanlık olduğu sanrısına kapılma tehlikesi. Yeni kanun eskisine göre daha ileri hükümler getirmesine karşın yine de bazı tehlikeler devam ediyor.

Basın Konseyi BaÅŸkanı Oktay EkÅŸi’nin hafta başında yaptığı basın toplantısında dikkatleri çektiÄŸi gibi, yeni yasanın zayıf noktalarından birisi düzeltme ve cevap hakkının kullanılmaması halinde gazetelere verilecek para cezalarının ağırlığı (10 milyar TL.’den 150 milyar TL.’ye).

Düzeltme ve cevap hakkı, medyanın bu denli etkili ve baskın olduğu bir dönemde çok önemli bir yurttaşlık hakkıdır ve elbette güvence altına alınmalıdır. Ancak, bu güvenceye sadece basına yüklenerek ulaşılacağını sanmak tehlikeli bir yanılgıdır.

Meslek hayatım boyunca ve özellikle son yıllarda bu hakkın mahkemeler tarafından kötüye kullanıldığını birçok kez gördüm. Doğru olduğunu bildiğimiz ve tüm delilleriyle kanıtladığımız haberlerden tekzip yedik, çünkü itiraz sahibi hâkimini bulmuştu.

EkÅŸi’nin de belirttiÄŸi gibi, mahkemeleri görevlerini gereÄŸine uygun ÅŸekilde yapacak noktaya getirmeden yapılan düzenleme ileride büyük adaletsizliklere yol açacaktır.

Özellikle taşrada pek çok gazetecinin bu madde nedeniyle hapislere düşmesi kaçınılmazdır. Yasanın daha hafif cezalar öngören eski haliyle bile öyleydi.

İşte Basın Konseyi BaÅŸkanı EkÅŸi’nin verdiÄŸi üç örnek

Bizim Kocaeli gazetesinin valilikten gelen bir tekzibi yanlış yerde yayımlamasıyla ilgili davalar sonucu ‘ön ödeme’ ile karşılaması gereken cezalar 300 milyarı buluyor.

Ardahan’ın Göle ilçesinde haftada iki gün yayımlanan YeÅŸil Göle gazetesine de kaymakamın gönderdiÄŸi tekzip metnini usulüne uygun olarak yayınlamadığı gerekçesiyle tebliÄŸ edilen ‘ön ödeme’ miktarı 90 milyar lira dolayında.

Gene Ardahan’da çıkan KuzeydoÄŸu Anadolu gazetesi yazıiÅŸleri müdürüne aynı nedenle yapılan ‘ön ödeme’ tebligatı 150 milyar lira. Tebligat yapılan gazeteci Fakir Yılmaz “Bunu ancak hapis yatarak ödeyebilirim,” diyor.

Yeni yasayla cezalar arttığına göre bu rakkamlar daha da büyüyecektir.

Bu iÅŸte bir yanlışlık var. DEP’lilerin hapisten çıkışının demokratikleÅŸme iÅŸareti olarak deÄŸerlendirildiÄŸi ÅŸu dönemde gazetecilere hapis yolu gözüküyor!

Erdoğan: Barış için hayırlı olsun

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 26-05-2009

0

AA – SAVANNAH – Sea Island’daki G-8 zirvesine katılan BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan, eski DEP milletvekilleri için alınan tahliye kararının, ülkenin barış ve huzuru için hayırlı olmasını diledi. ErdoÄŸan, kararı şöyle deÄŸerlendirdi:

“Türkiye, iktidarımız döneminde bir reform süreci geçiriyor. Yargıtay, Anayasa’da yapılan deÄŸiÅŸiklikleri göz önünde bulundurarak tekrar deÄŸerlerdirme yaptı ve bunun sonucu olarak bir karara varıldı. Adli yargı, kurallara uygun davrandı. Ülkemizin barış ve huzuru için hayırlı olsun.

Siyasiler: Olumlu karar

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 25-05-2009

0

ANKARA – Yargıtay’ın kapatılan DEP’in dört milletvekilini tahliye kararı iktidar ve muhalefet partileri tarafından olumlu bulundu.

TBMM BaÅŸkanı Bülent Arınç: Yargıtay, usul bakımından çok doÄŸru bir karar verdi. İçeride cezalarını çektikleri sürenin kâfi olduÄŸunu, bundan sonra tutuklu kalmaları halinde bu sürenin aşılabileceÄŸi konusunda bugüne kadarki içtihatlarına uygun karar verdi. Karar iki açıdan olumlu. Birincisi gerçekten hukuka uygun bir karar. 9. Ceza Dairesi’ni kutluyorum. İkincisi, hem siyasi hem toplumsal barış açısından olumlu bir karar oldu. Türkiye’nin bugüne kadar baÅŸardığı reformların artık uygulamaya konulması açısından AB nezdindeki itibarımızın çok daha artacağına inanıyorum.

DışiÅŸleri Bakanı Abdullah Gül: Bu dava tek başına, çok tartışmalı bir konuyu çözebilecek, iÅŸleyen ve güvenilir bir yasal sistem olduÄŸunu ÅŸimdi kanıtlıyor. Bu deÄŸiÅŸikliklerle gerçekten ‘bir kritik kütleye’ ulaÅŸtık. Eski DEP’lilerin cezaları onaylansa bile, büyük kısmını çektikleri için cezaevine dönmeleri muhtemel deÄŸil. Mahkemeler sanıkların serbest bırakılmaları konusunda risk almaz. Anlayışları, bunun yeterli olduÄŸu yönünde. EÄŸer suçlu bulunsa bile ‘Tamam, cezasını çekti’ diyecekler.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek: Türkiye’de iÅŸleyen bir demokrasi, devlet ve yargı var. Artık hepimize düşen iÅŸ, demokrasinin standardını daha yükseÄŸe çıkarmak. Türkiye hem hukuk hem siyaset alanında köklü bir zihniyet deÄŸiÅŸimini yaşıyor.

DSP lideri Bülent Ecevit: Dört eski vekil milletvekilliÄŸi andı içerken Anayasa’yı belirgin biçimde çiÄŸnedi. Artık, bu tür eylem ve davranışların olmamasını dilerim.

(Radikal/aa)

Özlem gideriyorlar

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 24-05-2009

0

RADİKAL – ANKARA – Tahliye edilen eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Orhan DoÄŸan, Hatip Dicle ve Selim Sadak, dışarıdaki ilk gecelerini Orhan DoÄŸan’ın Yıldız Sitesi’ndeki evinde geçirdi. Eski milletvekillerinin dünkü ilk ziyaretçisi Diyarbakır Belediye BaÅŸkanı Osman Baydemir oldu. Baydemir, Diyarbakır’dan getirdiÄŸi kır çiçeklerini eski milletvekillerine verdi.

Eski DEP’liler daha sonra avukatları Yusuf AlataÅŸ’a teÅŸekkür ziyaretine gitti. Leyla Zana, AlataÅŸ’ın bürosundan ayrılırken ayakkabılarından birini çıkararak yalınayak çimlere bastı. Eski dört milletvekili daha sonra diÄŸer avukatları Nuri Özmen’i ziyaret etti. Orhan DoÄŸan, "Biz Türkiye’ye çaÄŸ atlatmak istiyoruz. Bize biraz zaman tanıyın. Sabırlı davranın" dedi.

Daha sonra DEHAP Genel Merkezi’ni ziyaret eden eski DEP’liler, pazar günü uçakla Diyarbakır’a gidecek. Eski DEP’liler, GüneydoÄŸu’dan sonra Ankara ya da İstanbul’da tam teÅŸekküllü bir hastanede saÄŸlık kontrolünden geçecek ve sonraki programlarını buna göre yapacak. Dört eski DEP’li daha sonra batıdaki bazı illerle Karadeniz bölgesini dolaÅŸacak.

Eğitim sonuç verdi

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 23-05-2009

0

Yargıtay Başkanı Özkaya: DEP kararı siyasi değil, hukuki. Dairenin AİHM ile yaptığı görüşmeler ve insan hakları eğitimlerimiz etkisini gösteriyor
RADİKAL – ANKARA – Yargıtay BaÅŸkanı Eraslan Özkaya, dört eski DEP’linin tahliye kararının siyasi deÄŸil, hukuki olduÄŸunu açıkladı. Özkaya, 9. Ceza Dairesi’nin önceki gün verdiÄŸi kararı, dün makamında yargı muhabirlerine deÄŸerlendirdi. Özkaya, ÅŸunları söyledi:

Artık devir deÄŸiÅŸti: Uyum yasalarıyla çok ÅŸey deÄŸiÅŸti. Anayasa’nın 90. maddesindeki deÄŸiÅŸiklikle temel hak ve özgürlüklere iliÅŸkin uluslararası sözleÅŸmelerin ulusal yasalarla çatışması halinde bunlara üstünlük tanındı. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiÄŸi ihlal kararlarını yeniden yargılama nedeni olarak kabul etti.

Kimse müdahale etmesin: Kimsenin Türk yargısına müdahale etmesi, baskı altına alma yetkisi yok. Bir yerel mahkeme hata yaparsa üst mahkemeler düzeltir. Bu davada da dosya geldi, başsavcılık tebliğnamesinde bozma istedi. İzlenen yol hukuki.

Tahliye gerekçeleri: 9. Ceza Dairesi, her tutuklu dava dosyasında olduğu gibi bu dosyayı ön incelemeye aldı ve sanıkların cezaevinde kaldıkları süre, daha sonra verilecek muhtemel kararı gözeterek ileride telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasını önlemek için böyle bir karar verdi.

Fazla yatıramazsınız: Bir insanın cezaevinde yattığı süre az ise bunu tamamlattırırsınız, ancak bir gün dahi fazla yatırmanın telafisi yok. Bu tazminatla da açıklanamaz. Her yargıç bu durumu gözetir, tutuklu dosyalarda bu durum gözetilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de aynen bunu yaptı.

Siyasi değil: Bu dosyaya birtakım siyasi sonuçlar bağlamak yanlış. Yargıtay, hukuka, uluslararası sözleşmelere ve vicdanına göre karar verdi. Yargıyı etki altına alacak, telkinde bulunacak yorumlardan kaçınmalı. Bu yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının gereği, hukuk devleti ilkesinin koşuludur.

Emsal olmaz: Karar, yeniden yargılama sonucunda verilecek diğer davalar için emsal olmaz. Her dosya kendi özelliği içinde değerlendirilmeli. Her davada mutlaka tahliye kararı verilecek diye bir şey olamaz. Kararın niye DGM tarafından daha önce verilmediği konusunda yorum yapamam.

Tesadüf: Abdullah Öcalan’ın AİHM’deki duruÅŸması, TRT’nin Kürtçe yayına baÅŸlaması ve Yargıtay’ın tahliye kararının aynı güne gelmesine farklı anlamlar yüklenmekte. Bunların birbiriyle hiç alakası yok. Bütün dosyalarda uygulanan hukuki süreç, bu dosya için de uygulandı. Bu geliÅŸmelerin yan yana gelmesi tamamen tesadüf.

AİHS’ye atıf: Uyum yasalarıyla temel hak ve özgürlüklerin geliÅŸtirilmesi yönünde çok önemli adımlar atıldı. Åžimdi uygulayıcılar da buna bakıyor. İşte yargının yaptığı da bu. Yargıçların kararlarında Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi’ne (AİHS) atıfta bulunmaları çok önemli.

AİHM yol gösteriyor: Uyum yasaları bunu gerektiriyordu. İnsan hakları eÄŸitimine, AİHM kararlarını içtihatlarımıza yansıtmaya önem verdik. Bunun için 9. Ceza Dairesi ile 8. Ceza Dairesi üyeleri yakın tarihte AİHM’yi ziyaret etti. Adalet Bakanlığı da uzun süredir yargıçlara insan hakları eÄŸitimleri veriyor, AİHM kararlarını yararlanmaları için savcı ve yargıçlara sunuyor. Tahliye kararlarında bütün bu çabalar ve geliÅŸmeler de etkili oldu.

Özgürlüklerde tavan yok: İnsan hak ve özgürlüklerinin ön plana çıktığı bir çağı yaşıyoruz. İnsan hak ve özgürlükleri tabanı olan ve tavanı olmayan hak ve özgürlüklerdir. Türkiye’de bu alanda son dönemde önemli adımlar atıldı. Bunlar sürecek.

Leyla Zana belirleyici olur

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 22-05-2009

0

Leyla Zana, Diyarbakır’daki tavrıyla Türkiye’nin geleceÄŸinde pay sahibi olabilir
Leyla Zana’nın önceki akÅŸam serbest kalır kalmaz yaptığı açıklama, tartışmalı olarak hapiste geçirilen 10 uzun yılın ardından herhangi bir keskinlik tonu içermiyordu. Tam tersine Zana, Yargıtay kararıyla ülkede yeni bir sayfa açıldığından, Türkiye’deki insanların birlikte kardeşçe yasamasından, ülkenin kendi iç sorunlarını çözdüğü takdirde 10 yıl içinde bölgenin yıldızı haline geleceÄŸinden söz etti. Zana da, diÄŸer eski DEP milletvekilleri; Orhan DoÄŸan, Hatip Dicle ve Selim Sadak dün bundan sonraki siyasi çizgileri konusunda kendilerini baÄŸlayacak açıklamalar yapmaktan kaçındılar.

İyi de yaptılar.

Çünkü Türkiye’de son yıllarda atılan ve her biri aslında yüksek bedeller ödemeyi gerektiren demokratikleÅŸme adımlarının bir sonucu olan bu tahliyenin getirdiÄŸi heyecanla söyleyecekleri her söz, ileride kendilerinin

karşısına bir baÄŸlayıcılıkla çıkabilirdi. Zana ve arkadaÅŸları, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde, Türkiye ve dünyada olan biteni pek çok kiÅŸiden daha iyi izleyebiliyorlardı. 1999 başında Abdullah Öcalan’ın yakalanışından itibaren ABD ve Avrupa BirliÄŸi ülkelerinde deÄŸiÅŸen havayı görebilmiÅŸ olmaları beklenir. Özellikle de Zana’nın kendisini kardeÅŸ milletvekili ilan eden Avrupa Parlamentosu’na yazdığı ve Kongra-Gel’in siyasi bir örgüt olarak deÄŸerlendirilmesini isteyen mektubundan yalnızca iki gün sonra Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin Kongra-Gel’i de PKK ve KADEK gibi terörist örgütler listesine koymuÅŸ olmasının anlamını çözmüş olmalı. Bu karardan kısa bir süre sonra, Zana, DoÄŸan, Sadak ve Dicle’nin TBMM’den arkadaÅŸları Zübeyir Aydar’ın bir örgüt içi darbe ile ele geçirdiÄŸi Kongra-Gel’in yeniden Türkiye’ye yönelik saldırı ve cinayetlere baÅŸlayacağını

ilan etmesi, ABD ve AB’yi kararlarında haklı çıkardı. Zana ve arkadaÅŸlarının serbest kaldığı günün gecesinde Kongra-Gel, ya da herkesin bildiÄŸi adıyla PKK militanlarının Åžemdinli ve Derik’te karakol ve evlere silahlı saldırı düzenlemesi Türkiye’de çok ÅŸeyin deÄŸiÅŸmesine karşın bazı kafaların ve niyetlerin deÄŸiÅŸmediÄŸinin yeni bir göstergesi oldu. DeÄŸiÅŸmeyen kafalara bir baÅŸka örnek, Zana’ların tahliyesini beklerken CNN Türk’te Mehmet Ali Birand’a baÄŸlanan DEHAP Genel BaÅŸkanı Tuncer Bakırhan’ın ’silahlı güçler anlayışla karşılanmalı’ türünden nereye yerleÅŸtireceÄŸinizi bilemediÄŸiniz sözleri gösterilebilir.

Her halükârda Zana’nın hafta sonunda Diyarbakır’a dönüşü önem taşıyor. Zana’nın kendisini karşılayacak kitlelere vereceÄŸi mesaj önem taşıyor. Zana burada Aydar-Bakırhan çizgisinde konuÅŸursa, bugün kendisine Türk ve Avrupa kamuoyunda gösterilen sempatinin hızla tersine döndüğüne ÅŸahit olabilir.

Zana, Diyarbakır’da silahlı mücadele ile terörizm ve cinayetlerle arasına çizgi çeken, ayrılığı deÄŸil, birliÄŸi ve demokratik sistemde mücadeleyi savunan bir mesaj verirse, bu sempatinin devam ettiÄŸine ÅŸahit olabilir. Daha ÅŸimdiden kitlelerin gözünde Kürt siyasetinin sembolü, doÄŸal lideri konumuna gelen Zana, o zaman demokratik sistem içinde bu mücadelesine devam edebilir. Yasalarla gelen siyaset yasağı, yeniden yargılama süreçleri ve belki yasaların deÄŸiÅŸmesiyle iÅŸte o zaman gönül rahatlığıyla deÄŸiÅŸtirilebilir.

Leyla Zana, Diyarbakır’da takınacağı tavırla Türkiye’nin, hepimizin aydınlık görmek istediÄŸi geleceÄŸinde güzel bir pay sahibi olabilir.


AB’ye uygun Basın Yasası

Posted by ceger | Posted in Türkiye'den Haberler | Posted on 21-05-2009

0

RADİKAL – ANKARA – Avrupa BirliÄŸi’ne uyum düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan yeni Basın Yasası, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yeni yasaya göre, basın özgürlüğü kiÅŸisel haklar ve toplum ahlakına saldırı; milli güvenlik, kamu düzeni, toprak bütünlüğünün korunması ve devlet sırlarının açıklanması gibi gerekçelerle sınırlandırılabilecek.

Türkiye’de süreli yayın sahibi olabilmek için Türk vatandaÅŸlığı koÅŸulu aranmayacak. Basın suçlarında esas sorumluluk eser sahibinin olacak. Cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında haber vermenin sınırlarını aÅŸan ve okuyucuyu bu fiillere özendirecek nitelikte yazı ve resim yayımlayanlar 1-20 milyar lira para cezasına çarptırılacak.