» Türklerde Resim Sanatı

Türkiye’de Soyut Resim

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 19-11-2009

0

Türk resim sanatında soyut eğilimler, teknik ve biçim açısından iki şekilde sınıflandırılır:

Birincisi düzenli bir fırça çalışmasına ve yüzeysel geometrik bir biçim anlayışına dayanan kuralcı ve katı yaklaşım, diğeri ise; serbest fırça çalışmasına dayanan lirik, kendiliğinden, disiplinsiz, etkili yaklaşımdır. Sabri Berkel, Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Halil Dikmen, Cemal Bingöl, Şemsettin Arel, Arif Kaptan ve Hamit Görele daha çok geometrik kuruluşlara, düz yüzeylere, sert ve açısal biçimlerle çalışan soyutçular arasında yer alırlar.
Read the rest of this entry »

Anadolu Selçukluları’nda Resim Sanatı

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 18-11-2009

0

Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt’te, Bizans ordularını yenmesinden sonra yani XI. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkler Anadolu’ya egemen oldular.

İznik’i alan Süleymanşah’a, 1077 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından Anadolu Sultanlığı verildi. 1081 yılında başkent olan İznik, I. Kılıçarslan döneminde (1096) Haçlılar tarafından geri alınınca yeni merkez Konya oldu. İç karışıklıklar ve batıda Bizans ile, doğuda Ermeniler ile savaşlar yüzünden, başlangıçta fazla yapıt vermeyen Selçuklular, özellikler XIII. Yüzyılda sanat etkinliklerine hız kazandırmışlardır.
Read the rest of this entry »

İslamiyet’te Resme Bakış

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 17-11-2009

0

İslamiyet’in benimsenmesinden sonra Türk sanatı, dini etmenlerin etkisi altına girmiştir.

Tek tanrılı dinlerden Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi İslamiyet de betimleme sanatlarına hoş gözle bakmamış, sanatsal yaratı, daha çok süsleme sanatlarına yöneltilmiştir. Öteki dinleri benimseyen toplumların bundan daha erken kurtulup, resim ile heykelin sağladığı anlatım olanaklarını araştırmaya başlamalarına karşın, İslamiyet’i benimseyen toplumlarda, bu sanatlar sınırlı bir gelişme göstermişlerdir. Hatta İslamiyet’in ilk dönemlerinde daha önceden kalan yapıtların yok edildiği bile olmuştur.
Read the rest of this entry »

İslamiyet’ten Önce Türklerde Resim Sanatı

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 16-11-2009

0

Türklerin İslamiyet’ten önceki tarihi dönemlerinden günümüze ulaşan plastik sanatlarla ilgili çok fazla sayıda yapıt bulunmamaktadır.

Bu dönemlerden günümüze gelen es eski örnekler Orhon Vadisi’nde yaşayan Dokuz Oğuz Türklerinden Uygurların az sayıdaki minyatürleri ve freskleridir. Bu resimlerde, Maniheist rahiplerin dini törenlerindeki betimlemeleri yer alır.
Read the rest of this entry »

Maymun Ziko parmak yedi

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 30-07-2009

0

DHA – GAZİANTEP – Hayvanat bahçesine düzenlenen okul gezisinde, Baboon cinsi bir maymun sekiz yaşındaki Samet Köklüyer’in parmağını yedi. Yavuzlar İlköğretim Okulu 2-A sınıfı öğrencileri hayvanat bahçesine gitti. Grup, maymunların bulunduÄŸu bölümü gezerken Samet adlı öğrenci, önündeki engeli aÅŸarak tel kafese yiyecek atmaya çalıştı. Ziko adlı yedi yaşındaki maymun, bir anda Samet’in elini kaparak ısırdı. Öğretmenleri, Samet’in elini maymunun aÄŸzından güçlükle kurtardı. Ancak Ziko öğrencinin sol elinin orta parmağını koparıp yuttu.

Fırtına’ya 13 yıl hapis istemi

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 29-07-2009

0

RADİKAL – İSTANBUL – BaÄŸdat Caddesi’nde geçen pazar alkollü halde otomobiliyle hız yaparken bir taksi ÅŸoförünün ölümüne, yanındaki arkadaşının da yaralanmasına neden olan üniversite öğrencisi Faruk Fırtına Ültan’ın 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılması istendi. Savcılık iddianamesine göre, SelamiçeÅŸme’de önündeki otomobili saÄŸ tarafından geçmek isteyen Ültün, yolun sağındaki cepte taksisini temizleyen Şükrü Özçelik’e çarptı. Ültan’ın, Özçelik’in öldüğü, arkadaşı Okan Kızılırmak’ın yaralandığı kaza sırasında aşırı alkollü olduÄŸu, fren yapmadığı, sesli ve ışıklı uyarıda bulunmadığı belirtildi.

Asırlık ağaç kıyımına on milyar lira ceza

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 28-07-2009

0

DHA – MUÄžLA – Bodrum’un Ortakent-YahÅŸi beldesi sahilindeki yarım asırlık ılgın aÄŸaçları, Çapa Tatil Sitesi yöneticisi İpek Kuvet’in talimatıyla kesildi. Yazın yerli ve yabancı turistlerin gölgesinde dinlendiÄŸi 14 metre yüksekliÄŸindeki 14 aÄŸacın kesilmesi halkı çileden çıkardı. Belde Belediye BaÅŸkanı Mehmet Kocadon, aÄŸaçları kesenlere 10 milyar lira para cezası verip, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

TaÅŸan dereler Fındıklı’yı vurdu

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 27-07-2009

0

DHA – TRABZON – SaÄŸanak yağış nedeniyle taÅŸan Küçük ve Yanbolu dereleri, Arsin’in Fındıklı beldesinde büyük hasara yol açtı. Evlerin yüzde 60′ı boÅŸaltıldı, beÅŸ ev kullanılamaz hale geldi, 10′dan fazla ev de hasar gördü. Belediyeye ait bir kamyon ve bir kompresör dere sularına kapılarak kayboldu. Yine belediyeye ait bir kepçe, bir otobüs ve bir minibüsle dört özel otomobil çamura gömüldü. 50′ye yakın büyük ve küçükbaÅŸ hayvan telef oldu. Sular karayolunu tamamen çökerttiÄŸi için beldenin ulaşımı da kesildi.

Siz de bir havuz bulun!

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 26-07-2009

0

İstanbul Belediyesi Afet Merkezi, ‘Hafta sonunda Afrika üzerinden aşırı sıcak hava geliyor’ diye halkı uyardı. Meteoroloji ise ‘Sıcaklık artışı mevsim normallerinde’ dedi
RADİKAL – İSTANBUL – Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ile İstanbul BüyükÅŸehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), hafta sonunda beklenen hava sıcaklığı için anlaÅŸamadı.

AKOM, hafta sonunda Afrika üzerinden aşırı sıcak hava dalgası beklendiÄŸini açıkladı. Meteoroloji yetkilileri ise hafta sonundan itibaren etkili olması beklenen sıcaklık için ‘Afrika ya da çöl sıcağı’ ÅŸeklinde yorum yapmanın doÄŸru olmadığını ileri sürdü.

Çerkezce ne ola ki?

Posted by ceger | Posted in Türklerde Resim Sanatı | Posted on 25-07-2009

0

Geçen hafta boyunca Türkiye’de tabular, tabularımız yıkıldı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, önce BoÅŸnakça, ardından Arapça, Kürtçenin Kırmanci lehçesi, Kafkas halklarının Adige lehçesi (Çerkezce deÄŸil!) ve son olarak Zazaca yayın yaptı. Dünyalar başımıza yıkılmadı. Memleket karpuz gibi ortasından bölünmedi. Yayınlara sevinenler oldu, üzülenler oldu, durumu hiç ama hiç umursamayanlar oldu.

On yıllarca ‘imtiyazsız sınıfsız kaynaÅŸmış bir kitle’ yaratmak için öyle uÄŸraÅŸmışız ki, bir kısmımız, bu son derece doÄŸal, son derece kendiliÄŸinden ve son derece normal farklılıkları sadece yok saymakla yetinmemiÅŸ, bu konudaki her türlü merakını da törpülemiÅŸ anlaşılan.

Oysa görüyorsunuz anadili Kürtçe olanlarımız, Arapça olanlarımız, BoÅŸnakça olanlarımız, Adigece ya da Kabartayca ya da Abhazca olanlarımız, Zazaca olanlarımız var. Belli ki diller ve kültürler öyle ‘Yok ol’ deyince yok olmuyorlar.

Ama tabii cehaletimiz diz boyu. Mesela hafta boyunca ‘Çerkezce’ diye bir dilden söz edildi. Böyle bir dil yok. Kafkas halklarına genel bir isim olarak Çerkezler denmesinden hareketle böyle bir dil olduÄŸunu düşünenler var belki ama maalesef yanılıyorlar.

Kafkas sıradağlarının üzerinde ve güney ve kuzey eteklerinde yaşayan onlarca halk, konuşulan onlarca dil var. Bu diller evet birbirleriyle akraba ama bazıları birbirlerini hiçbir biçimde anlamıyor. Abhazların konuştukları dille Dağıstanlıların konuştukları dil ayrı ayrı mesela. Yine mesela Abhazlarla aşağı yukarı aynı coğrafyayı paylaştıkları, binyıllardır kâh savaşarak kâh barışarak ama hep belli bir rekabet içinde kaldıkları Gürcülerin dilinin bir akrabalığı bile yok. Aynı şekilde Mingrellerin dili ile yine yakın coğrafyadan Osetlerin dili birbirinden ayrı.

Türkiye’deki Kafkasya kökenlilerin neredeyse tamamı, bizim ‘93 Harbi’ diye adlandırdığımız Osmanlı-Rus savaşından baÅŸlayarak ve KurtuluÅŸ Savaşı’nın sonuna kadar olan dönemde Anadolu’ya göçmüş insanlar. Rus orduları önce Kuzey Kafkasya’ya girmiÅŸ, yani önce kalabalık kitleler halinde Kabartaylar, Çeçenler, İnguÅŸlar, Dağıstanlılar ve çok az sayıda da Oset göçmüş buralara. Ardından sıra Güney Kafkasya’ya gelmiÅŸ, Abhazlar, Mingreller, Gürcüler göçmüş.

Düzce’den baÅŸlayarak Sakarya Ovası’na, Balıkesir’de Gönen’e ve Kayseri’ye yerleÅŸtirilmiÅŸler.

Göçenler hep bu halkların Müslümanlığı kabul etmiş bölümleri olmuş öncelikle. Müslüman Gürcüler, bizim Laz dediğimiz Müslüman Mingreller,

ve bütün öteki Müslüman Kafkas halkları, yani Çerkezler.

Åžimdi TRT, baÅŸlı başına bir etnik mozayik olan bütün o Kafkasya coÄŸrafyasından kalkıp buraya gelenlere tek başına ‘Çerkezce’yi uygun görüyor. Oysa zaten öyle bir dil yok. Yayın yapılan dil Adigece.

Hafta boyunca pek çok kiÅŸi söyledi, TRT’nin yayın dili olan Adigece versiyonunu Türkiye’de konuÅŸan ve anlayan insan sayısı pek az. Onun yerine daha yaygın bir dilin tercih edilmesi kuÅŸkusuz amaca daha fazla hizmet edecek. Ama hiçbir Kafkas halkı kendi dili yerine baÅŸkasının dilini kabul etmeyeceÄŸi için bu alanda bir uzlaÅŸma yakalamak kolay deÄŸil. Mesela Abhazlar kendi dillerinde yayın istiyorlar.

Tabii bu arada kimsenin Gürcüceden söz etmemesi, bu dilde yayının hiç düşünülmemesi de ilginç. Oysa Türk hükümetinde bakanlık yapıp aynı zamanda Gürcistan parlamentosunda Gürcüce konuÅŸma yapacak kadar bu dili iyi konuÅŸan çok sayıda insan yaşıyor Türkiye’de. Tabii bir de Lazca meselesi var, onlar da haklarının yendiÄŸini düşünüyor.