Türk Sanatı | Türk Sanatı Tarihi | Türk Kültürü » Mezar TaÅŸları

Mezar Taşları

Anadolu Selçukluları’nda Mezar Taşları

Serbest plastik nitelikte kütlesel biçimleri, büyük bir yaygınlıkla mezar taşları oluşturur. Taş işçiliğinin mimarlık dışındaki en geniş uygulama alanlarından biri mezar taşlarımızdır: Bunların çoğunun tarihli oluşu ise tarihsiz başka yapıtların dönemlerini saptamaya yaradığından sanat tarihi bakımından özel bir önem taşır.

Selçuklu mezar taşlarının dağınık bir biçimde müzelerimizde örnekleri vardır: Bunlarda lahit biçiminin sık sık kullanıldığı görülür, Osmanlı öncesi toplu şekilde mezar taşlarının bulunduğu en ilginç mezarlıkları Ahlat’ta buluruz.Mezar taşları, Ahlat’taki ünlü Selçuk nekropolünden bu yana, ölünün kimliğini ve bağlı olduğu sosyal kesimi belirten yazı ve işaretleri kapsar: Bir dantel inceliği ile yazı, rumi ve geçme motifleriyle işlenmiş olan taşlar XI. – XV. Yüzyıllara aittir ve bu yüzyılların bölgesel sanat karakterlerini göstermelerinin yanı sıra, bir bölümünde usta adlarının, diğerlerinde mezarlıkta yatanların kişiliklerinin belirtilmesiyle aynı zamanda da önemli tarihi kaynaklardır. Kaligrafinin çok yaygın ve etkin örneklerle dolup taştığı Anadolu’da, mezar taşlarının yanı sıra taş yazıtlar ve benzerleri de kabartma hat sanatı için uygun zeminler oluşturmuştur. Stel tipi yassı dikitlerde ve lahit geleneğine bağlı örneklerde kabartma süslere rastlanabilmektedir. XIII. Ve XIV. Yüzyılda, Konya’da ve özellikle Konya Akşehir’deki bir grup mezar taşında insan figürleri kabartma olarak işlenmiştir.